ISTANBUL ISTANBUL
Yazı Detayı
10 Ekim 2020 - Cumartesi 22:04 Bu yazı 618 kez okundu
 
MODERN TÜRKİYE’NİN NEYİ EKSİK HANGİ YOLLARLA VE NASIL TELAFİ EDİLEBİLİR?
Mustafa AYDIN
uzun_yurt38@hotmail.com
 
 

  MODERN TÜRKİYE’NİN NEYİ EKSİK HANGİ YOLLARLA  VE NASIL TELAFİ EDİLEBİLİR?                                                                                                                                  

Mustafa AYDIN* ÖZET         

Bu çalışmada Türk modernleşmesinin eksik yönleri nelerdir? Türkiye modernleşirken neyi eksik bırakmıştır? Gerçek manada dünyada anlaşıldığı gibi modernleşebilmiş midir? Türk modernleşmesini gerçekleştiren kadrolar çeşitli hatalar yapmış mıdır?  Biz bu çalışmada Türkiye’nin modernleşme sürecinde yaşanan sorunları ve bu sorunlara çözüm önerileri ortaya koymaya çalışacağız.     Batı modernleşmesini anlamadan Türk modernleşmesinin eksiklerini tespit etmek mümkün değildir. “Batı modernleşmesi- sanayi sonrası toplumunun ekonomiden sosyolojik alana- eğitim alanından siyasal alana kadar uzanan geniş yelpazede ortaya çıkardığı bir gelişmedir. Batı modernleşmesi belli başlı ve vazgeçilmez ayaklara dayalı olarak gelişmiştir. Piyasa ekonomisi Batı modernleşmesinin ekonomik ayağını- bireycilik ve farklılaşma sosyolojik ayağını- temel hak ve hürriyetler ekseninde şekillenen demokrasi ise siyasal ayağını oluşturmaktadır.” Türk  modernleşmesi  batının yaşadığı modernleşme evrelerini yaşamamıştır. Toplumsal dinamikler veya değişimler sonucunda oluşmamıştır. Dolayısıyla  bir çok yönden eksik kalmıştır.            “Batıda siyasal modernleşme- on sekiz ve on dokuzuncu yüzyıllarda sınıfsal bazda talep edilen haklar etrafında şekillenmiştir.  Batıda siyasal- iktisadi ve sosyolojik modernleşme el ele ve birbirlerini tamamlayacak şekilde bir gelişme trendi göstermiştir”.( ÇAHA- Ömer - “Türkiye’nin Siyasal Modernleşmesi” www.fatih.edu.tr/.Turkiyenin siyasal yapisi ile ilgili )

1           Osmanlı Türk modernleşmesi 1808 yılında ayanlarla imzalanan sened!i ittifak ile başlar. Osmanlı ilk başlarda Avrupa modernleşmesini ciddiye almamıştır. Aşırı özgüven ve devlet gururu batıdaki gelişmeyi anlamlandırmayı geciktirmiştir. Avrupa modernleşmesi farkına edilince ilk adımlar askeri alanda ıslahatlar olarak atılmıştır. Sürecin ileri evrelerinde hedef devleti düştüğü  zor durumdan kurtarmak için modernleşmek olmuştur. Modernleşme  toplumsal talepler sonucu gerçekleşmemiştir. Modernleşmeyi bir avuç yönetici elit kesim istemiştir toplumsal herhangi dayanağı yoktur. “Osmanlı ve cumhuriyet dönemi yöneticileri modernleşmeyi batının bir takım kurum ve kuruluşlarının özellikle askeri- siyasi- hukuki- eğitim ve bazı kültür kurumlarını aktarma yoluna gitmişlerdir.” (KÜÇÜKÖMER- İdris- “Batılılaşma & Düzenin Yabancılaşması”- İstanbul- profil yayıncılık- 4.baskı- 2013- s.175)

2           Osmanlı’da modernleşme süreci Batı’daki modernleşme sürecine paralellik göstermemiştir. Çünkü Batı’da yenileşme- sürecinde toplum ile devletin zaman zaman birbirinden bağımsız bir şekilde yürütmüş oldukları ve toplumun bilinçlenmesiyle oluşmuş bir süreç söz konusudur. Bu durum- Batı’da önemli düşünürlerin temel yapıtları ve bu yapıtları etkileyen toplumsal- siyasi ve ekonomik gelişmelerle beraber devam etmiştir. Bu süreçte devletler- ister bilinçli- isterse toplumun ve düşünce ikliminin almış olduğu hal dolayısıyla- baskı altında olsun- bir zorunluluk olarak reform hareketlerine girişmişlerdir. Batı’nın yaşadığı bu süreç- önceleri “aydınlanma”- sonraları da “modernleşme” olarak tabir edilmiştir. Oysa Osmanlı Devletinde modernleşme Batının geçirmiş olduğu modernleşme sürecinden farklılık gösterir. Çünkü Osmanlı toplum yapısı Batının toplum yapısından tamamen farklıdır. Bu bağlamda Osmanlı Modernleşmesini anlayabilmek için ilk önce Osmanlı toplum yapısını anlamak gerekir. (FİDAN S.- KEMAL Ş. ve ÇELİK F.- “Osmanlı Modernleşmesinin Temel Olgularından Biri: Bürokrasi Osmanlı Modernleşmesinde Bürokrasinin Etkinliği ve Önemi”- Sosyal Bilimler Dergisi - mayıs 2013- sayı:23- s. 113!128)

3              Batı’da modernleşmeyi burjuva sınıfı getirmiştir. O sebeple Batı’da modernleşme ‘aşağıdan yukarıyadır’- demokratikleşme ve laikleşme buna eşlik etmiştir. Bizde ise- modernleşmenin motoru devlettir. Bu yüzden modernleşme bizde ‘yukarıdan aşağıya‘ ve ‘otoriter yen’ olmuştur. ‘Eskiyi diriltmek için yenileşmek’ yoluna gidilmiştir. (AKYOL- Taha-(2008)- “Türkiye’nin Modernleşme Serüveni”- Objektift.akyol@milliyet.com.tr   http://www.milliyet.com.tr/taha!akyol/!!kitap!1003220 )

4         “Osmanlı Türk modernleşmesi ise öncelikle- devletli bir toplumun modernleşme çabasıdır. Bizdeki modernleşme hareketleri- muasır medeniyetler seviyesine yükselmekten çok- zayıflayan devleti ve su almaya başlayan imparatorluk gemisini kurtarma doğrultusunda cereyan etmiştir. Modernleşme hareketleri- bir yönüyle- hasta durumda bulunan devlete çare olması için sunulmuş bir kurtuluş reçetesidir.       Türk modernleşmesinin siyasal ayağına daha ziyade Rousseau’cu birey!toplum!devlet anlayışı hâkimdir. Bireyi toplum ve devlet içinde eriterek onu nesneleştiren- devleti de kutsallaştırıp bireyler üzerinde mutlak tasarrufa sahip bir güç olarak gören bu anlayış- özü itibariyle otoriter ve anti!liberaldir.” [TUNA- İkbal- (2007)- “Bir Kurtuluş Reçetesi: Modernleşme- http://www.derindusunce.org/2007/06/11/bir!kurtulus!recetesi!modernlesme/ ]

5           “Osmanlı!Türk modernleşmesinin Osmanlı’dan beri devam eden bir süreç olarak  birçok alanda kopuştan ziyade- sürekliliğin izini de görmek mümkündür. Bu süreklilik  gerek askeri bürokrasinin her iki dönemde etkin olması gibi fiili alanda gerekse pozitivist düşünce akımında olduğu gibi düşünsel- entelektüel alanda sürekliliğini görmek mümkündür. Bu da kesintisiz modernleşme politikalarının hem söylem düzeyinde hem de pratik uygulamada devam ettiğine işarettir. Buna dair önemli örneklerden biri D. Özlem’in dikkat çektiği pozitivist gelenekte görülen sürekliliktir. Osmanlı pozitivizmi ile Cumhuriyet pozitivizmi arasında bir kopuştan çok aralarında  bir süreklilik olduğu söylenebilir. Başka bir ifade ile Cumhuriyet pozitivizmi- devletçilik ve halkçılık anlayışı bakımından Osmanlı pozitivizminin bir devamıdır. Osmanlı pozitivizmi ile Cumhuriyet pozitivizmi arasındaki en önemli kopuş “millet” kavramına  yüklenen anlamda ortaya çıkar.” (AYTEKİN- Arif- “Osmanlı!Türk Modernleşmesinin Düşünsel- Ekonomik ve Bürokratik Kodları”- Sosyal Bilimler Dergisi- Aralık 2013- sayı:30- s. 313!329)

6       Osmanlı!Türk devletlerinde süregelen gelen bürokratik yönetim geleneğinin yansıması olan bürokratik elitizm- Osmanlı!Türk toplumsal yapısı ve devlet sistemi elitizmi besleyen özelliklere sahip olduğundan dolayı devlet ve toplum hayatında önemli bir yer edinmiştir. Osmanlı devletinde başlangıçta padişaha sadakatle bağlı olan- Tanzimat’la beraber devleti ve toplumu modernleştirmeye yönelen bürokratik elitler ile halk arasındaki kopukluğun temeli kul sistemi ile atılmıştır. Bu kopukluk- bozulma ve gerileme döneminde devlet aygıtının işlevini tam olarak yerine getirememesi ile “ceberut devlet” kavramının yansıması olarak- Tanzimat ve Cumhuriyet dönemi reformları ile düşmanlığa dönüşmüştür. Günümüzde hala bürokrasi ile siyaset- bürokrasi ile halk arasındaki ilişkiler sorunludur. Çünkü bürokrasi dışı kurum ve yapılardan olan siyasal partiler ve sivil toplum kuruluşları yeterince güçlü değildirler. Bunun sonucu olarak kenarın teorik olarak ülke yönetiminde söz sahipliği olmasına rağmen- bürokratik elitler ülke yönetiminde söz sahibi olmaya devam etmektedirler. Ülkemizin gündeminde olan kamu yönetimi reformunda yaşanan tartışmalar çerçevesinde; yapılan yerelleştirme tartışmalarında bürokratik elitler “halkımız çağdaş katılımcı bir rejim için henüz gerekli olgunluğa ulaşmamıştır” gerekçesi ile reform çalışmalarına tepkilerini ortaya koymaktadırlar. Bürokratik elitlerin bu yaklaşımları tarihten gelen bürokratik elit!halk çelişkisinin bugünde varlığını sürdürdüğüne işarettir. Günümüzde bürokratlarla- girişimci gruplar- politika üreticileri olan siyasal elitler ve halk kitleleri arasında değer yargıları bakımından uyumsuzluk vardır. Bürokratlar halen devletin ve siyasal yetki kaynağının bekçileri olmayı istemektedirler. Bürokratik elitlerin toplumsal düzenlemelerle ve değişikliklerle ilgili süreçlere müdahil olma isteklerinin- çevreyi kültürel ve siyasal açıdan yetersiz bulmalarının nedeni- bugünkü Türkiye’de geçmiş yüzyılların izlerinin var olmaya devam etmesidir. Bugün hala bürokratik elitler- çevreyi ilkel ve dar görüşlü olarak algılama eğilimlerini devam ettirmektedir.  [PUSTU- Yusuf- Osmanlı!Türk Devlet Geleneğinde Modernleştirici Unsur Olarak Bürokratik Elitler- Gazi Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi- (2007)-s. 197 – 214]

7     “Mardin- Türk Modernleşmesini ulus!devletin ideolojisi (Kemalizm) gölgesinde geliştiğini ileri sürmektedir. Ona göre- Kemalist çağdaşlaşma dört kurucu niteliği ile öne çıkmaktadır. Bunlar:

 1) Kişilerin otoritesi üzerine kurulu bir onur anlayışından kurallar ve yasalar üzerine kurulu bir onur anlayışına geçiş-

 2) Evren düzenini anlamada dinden ‘pozitif bilim’ anlayışına geçiş-

 3) ‘Avam!havas’ ayrılıkları üzerine kurulmuş bir topluluktan ‘halkçı’ bir topluluğa geçiş-

 4) Bir ümmet topluluğundan bir ulus!devlete geçiş.”31 Görüldüğü gibi Mardin’in ileri sürdüğü dört öğenin dayandığı zemin büyük  ölçüde bizim daha önce ayrıntılı olarak tartıştığımız moderniteyi ortaya çıkaran “epistemik kopuş” kavramı çevresindeki tartışmalara paralel fikirlerdir.” (AYTEKİN- Arif-(2013)- Osmanlı!Türk Modernleşmesinin Düşünsel- Ekonomik ve Bürokratik Kodları- http://sablon.sdu.edu.tr/dergi/sosbilder/dosyalar/30/30_19.pdf )

8       Cumhuriyet modernleşmesi sened!i ittifaktan beri oluşan Osmanlı modernleşmesini ve tartışmalarını yok sayarak radikal bir kararla tam batılılaşma yoluna gitmiştir. Osmanlı modernleşmesinin kazanımlarının cumhuriyet döneminde görmezlikten gelinmesi Kemalizm’in kendisini sıfır noktası olarak kurma isteğine bağlanabilir.        “Türkiye Cumhuriyeti Devleti geleneksel patrimonyalizmin egemen olduğu bir imparatorluğun kalıntıları üzerine kurulmuştur. Bu devleti bürokratik elitler kurduğu gibi onun merkezinde de yine asker ve sivil bürokratlar yer almıştır. Söz konusu devlet- bürokrasi ekseninde yapılandığı ve bürokratlarca sahiplenildiğinden Heper onu "bürokratik devlet" diye adlandırmayı uygun görmüştür.”     “Türk devletinin kurucuları sadece devlet kurmakla yetinmemiş aynı zamanda kurulan bu devlete- toplumu modernleştirme misyonunu da yüklemişlerdir. Aslında kurumlar manzumesinden ibaret olması gereken devlet böylelikle modernliğin bir simgesi haline gelirken ona sahiplenen bürokratik elitler de modernleştirici elit sıfatını kazanmışlardır.” [HEPER- (1985:46) NİŞANCI- Ensar- “Neo!Patrimonyalizm Ve Türk Siyasal Modernleşmesi”- Doğuş Üniversitesi Dergisi (2002)- http://earsiv.dogus.edu.tr/jspui/bitstream/1/155/1/224.pdf]

9       Türk modernleşmesinin bir çok eksiği mevcuttur  ve modernleşme kendi toplumuyla barışık ve ortaklaşa gerçekleştirilen bir proje değildir. Merkez  yöneticileri ve bir kısım aydınlar tarafından halka dayatılmıştır.      “Türkiye’de modern devletin kurucu iradesiyle biçimlendirilen ve toplumun kendisi içinde birleştirildiği ve tanımlandığı akılsallık- dogmatik- tartışılamaz bir ilkeler bütünü olarak benimsenmiştir. Bu dogmatik akılsallık- aynı zamanda toplumun kendi geçmişini düşünme kalıbı vazifesini görmüş- Türkiye toplumu kendisini- kendi varoluşunu ancak bu kalıp içinde açıklayabilir kılınmıştır. Varılan noktada- artık kendisi üzerine düşünme kabiliyetini kaybetmiş bir toplumda yaşıyoruz. Toplum artık kendi geçmişiyle ilişkisini biçimlendirilmiş bir tahayyül içinde kuruyor- bu nedenle de  otonom olmayan bir varoluşa indirgeniyor.  MODERN DEVLET- “YAPMA” TOPLUM . Modern devlet- gerçekten de düzen kavramı üzerinden açıklanması gereken bir oluşumdur. Kapitalist üretim ilişkilerinin talep ettiği yeni düzen ve dolayısıyla akılsallığın doğuşu olarak tanımlanabilecek modern devletin- bu devletin ortaya çıktığı batı toplumları dışında var edilme koşulu- bu modernleşmenin bir süreç olarak değil- bir yöntem- model olarak görülmesini ve bu modelin batının kendiliğinden sürecinden farklı olan toplumlara da uygulanabileceğinin düşünülmesini gerektirir. Bu pozitivist bakış açısıyla artık- siyaset topluma uygulanan ve belli bir toplumsal düzeni ‘imal etme’ ve ‘denetlemeye’ yarayan bir teknik olarak tanımlanacak ve devlet bu tekniğin ve onun bilgisinin taşıyıcısı irade ve akıl olacaktır. Ahmet İnsel- bu ‘imal etme’ ve ‘denetleme’ edimini- devletin ekonomik alanı inşa ediş sürecinde kavramaya ve bu inşanın nasıl bir otoriteryan devlet kurumsallaşmasına yol açtığını göstermeye yöneliyor.” [KILINÇ TOKER- Nilgün- İNSEL- Ahmet- “Düzen ve kalkınma Kıskacında Türkiye”- Çev: Ayşegül Sönmezay- Ayrıntı Yayınları (2006)- sayı:12]

10     “Ne var ki  cumhuriyetin  ilk döneminde benimsenen eğitim anlayışı bilgi aktarımın yanı sıra eleştirel ve yaratıcı düşünmeyi amaçlamamıştır. Yapılan devrimlerin içselleştirilmesi için bir rejim propagandası aracı olarak kullanılmak istemiştir.” [TUNÇAY- Mete- “İkna İnandırma Yerine Tecebbür (Zorlama)Makalesi” Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce- Kemalizm- Cilt :2]

11       “Eğitim örgütleri- sosyal pratikleri- ürettikleri bilgi- değer- kimlikleştirme politikaları bağlamında egemenlik ilişkilerinin güçlendirildiği bölgeler olarak görülebilir. İdeoloji aracılığıyla siyasal iktidar kendi ilkelerini topluma dayatır. Eğitim de bu dayatmanın kurumsal zeminini siyasal iktidara sunar. Siyasal iktidarın özü olan toplumsal birlik- bütünlük ve uyum sağlama işlevi eğitim kurumlarıyla gerçekleşir; çünkü birlik- bütünlük ve uyum siyasal iktidara bütüncül bir iktidar alanı yaratarak yekûncu bir evrenin düzenlenmesi imkânını verir. Siyasal iktidarın bilgi ve gerçekliklerini mutlak doğrular olarak dayatan öğreti ile toplumu bir bütün olarak düzenlemeye şartlanmış siyasal iktidar; geliştirdiği stratejiler ile öğretmen ve yöneticilerle buluşur. [Çetin- (2001- s. 201)ŞENTÜRK İ.- TURAN S.- “Foucault’un İktidar Analizi Bağlamında Eğitim Yönetimine İlişkin Bir Değerlendirme” ]

12        “Tarihini ötekileştiren ve geçmiş tecrübelerini değersizleştirerek olumsuzlaşan diğer bütün batı!dışı toplumlarda olduğu gibi- Türkiye'de de modernleştirici elitlerin başarıları birinci planda onların geçmişten kopma projelerini etkin bir şekilde kullanmalarına bağlanmıştır. Ancak zaman içerisinde modernliğin geçmişten kopma safhası bir başka anlatımla "öteki"ne karşıtlık ve ondan kurtulma hatta onu yok etme ameliyesi modernliğin bizzat kendisi olarak algılanmaya başlamıştır. Reaksiyoner bir eksende şekillenen bu tür modernleştirme ve modernlik anlayışı- doğal olarak bu elitlerin dikkat ve enerjilerini modernliğin genesisini anlamaktan ziyade geleneksel olanları tarih dışına itme üzerine yoğunlaştırmıştır. Böylelikle- modernliğin esprisi yeterince kavranamamış ve hemen her alanda modernliğin kurumları diğer batı!dışı toplumlarda olduğu gibi deformasyona uğramıştır .Modernleşmeyi bir hayat!memat meselesi olarak gören Türk modernleştirici elitleri- bir taraftan modernleşmeyi engellediğini düşündükleri sosyal- siyasal ve kültürel öğeleri toplumdan söküp atmak için topluma müdahale ederken diğer taraftan da bu toplumu kendi idealleri çerçevesinde şekillendirmek ve bu çerçevede onu yeni bir kimlik etrafında bütünleştirmek için toplumla aralarında dikey bir hiyerarşi kurmayı zaruri görmüşlerdir. Böylelikle Osmanlı'dan farklı olarak toplum amorf bir varlık muamelesi görmüş ve kelimenin tam manasıyla nesneleştirilmiştir” [NİŞANCI- Ensar- - “Neo!Patrimonyalizm Ve Türk Siyasal Modernleşmesi”- Doğuş Üniversitesi Dergisi (2002)-s:123!139- http://earsiv.dogus.edu.tr/jspui/bitstream/1/155/1/224.pdf ]

13         “Hasan Bülent Kahraman şöyle açıklıyor: “Cumhuriyet modernleşmesi kültürel değerler üzerinden bir modernleşme ve sanayileşmeyi yok sayıyor. Yani bir anlamda düşündüğünün dışında bir davranış içinde Cumhuriyet modernleşmesi” Modernleşme iddiasıyla ortaya çıkan böyle kurumlar hem toplumsal hayatı çıkmaza sokmuş hem de toplumu doğu!batı ikilemine sürükleyerek çeşitli buhranlara sebep olmuştur.      M. Türköne “Türk Modernleşmesi” isimli yazısında şöyle diyor: “Türk modernleşmesi kendine özgüdür; zira modernleşen diğer toplumlarla birçok ortak paydayı taşımakla beraber; farklılıklar ve özgün yönler- izlediği rotayı belirlemiştir”. Osmanlı modernleşmesi ile aynı dönemde başlayan Japon modernleşmesinin sonuca ulaşmasını bununla açıklayabiliriz.”(IŞIK- Mehmet - http://www.ayvakti.net/ayvakti!oyku/item/saatleri!ayarlama!enstituesu!modernlesme!ve!dogu!bati!cekismesi )

14 SONUÇ         Türk modernleşmesi gerçekleştirilirken bir çok temel konu eksik bırakılmıştır.  Eksik kalan konuların tamamlanması çalışması Türkiye için yeni kapılar açabilir. Türkiye modernleşmesi tamamlamak için yeniden modernleşme projesi hazırlamalı ve bu bir plan dâhilinde gerçekleştirmelidir. Toplumsal  mutabakat sonucunda yazılmış yeni anayasa gibi toplumsal sözleşme ile modernleşemeye çalışılması gerekir. Bütün toplumsal katmanların katılarak katkı sunacağı bir modernleşme programı ortaya konulmalıdır.          Bu gün itibarı ile Türkiye ne Tanzimat dönemi nede cumhuriyetin ilk yıllarındaki Türkiye’dir. Her  alanda belirli ilerlemeler kaydetmiştir. Bu gelişmeler yeniden tasarlanacak modernleşme için müthiş bir sıçrama tahtası olacaktır. Türkiye gerçek demokrasiyi  bütün kurum ve kuruluşları ile hayata geçirerek ilk adımı atabilir . Devlet kendi özgül alanına çekilmeli ve kamusal alanı tamamen sivil topluma bırakmalıdır. “Mümtaz’er Türköne ‘Devletli Sivil Toplum’ yazısında Türkiye’de sivil toplumun bir kayıp halka olduğunu söyler- bu halkaya da pek çok misyon yükler- kayıp halkanın muhakkak yaratılması gerektiğini imler- yazısında devamla şunları belirtir ”Sözünü ettiğim kayıp halka sivil toplumun kendisi. Bir kavramdan değil- sivil toplumun kendisinden bahsediyorum. Bu kayıp halkayı yerine koymadan kemale eremeyiz. İçinde yaşadığımız toplumu kendisi ve dünya ile barıştıramayız. İnsan haklarına saygılı etkin bir hukuk düzenini geliştiremeyiz. Kamudaki çılgın israfı- verimsizliği sona erdiremeyiz- hantal devleti edepli ve becerikli hale getiremeyiz. Ekonomik krizleri kronik olmaktan çıkartamayız. Toplumu özgüvenli- siyaseti ahlaklı kılamayız. Devletin meşruiyet krizini çözemeyiz. Siyaseti- toplumu ve ekonomiyi birbiriyle uyumlu ve istikrarlı hale sokamayız. Dünya ile rekabet edemeyiz; mutlu ve müreffeh olamayız.” (ÖZLÜER Fevzi M. Kapitalizmin Yeniden Üretiminde Sivil Toplum Çevreciliği Makalesi - http://cehav.org/uploads)

15          Türkiye’nin yapması gerekenlerden birisi sivil toplumun önünü açmasıdır. Türkiye ekonomik gelişmesini hızlandırarak ekonomiye bütün toplum kesimlerinin üreterek destek olmalarını sağlamalıdır. Türkiye kalkınmasını demokratikleştirerek zenginleşmelidir hızla sermaye birikimini teşvik etmelidir. İstikrarlı kesintisiz sürdürülebilir bir kalkınma modeli uygulamalıdır.          “John  Clark- Kalkınmanın Demokratikleşmesi kitabında kalkınmayı şöyle tanımlar: “En geniş anlamıyla kalkınma- ‘toplumu iyileştirmek’ demektir. Toplum ise- insanların bir araya gelmesinden fazla bir şey olmadığına göre- kalkınma- ‘insanların istediklerini elde etmelerini mümkün kılmak’ olmalıdır. Bu sözler gereksiz bir tekrar gibi gözükse de- üç önemli özelliği vurgulamaktadır. Birincisi- her kalkınma modelinin demokratik bir temele dayandırılması gerektiğidir. Böyle olmazsa- insanların neler istediğini nasıl bilebiliriz ki? İkincisi- politik seçimler yapmak gerektiğidir. Elbette- her zaman herkesin her isteğinin karşılanması mümkün değildir. Bunun için- gücü elinde tutanların hangi grupların isteklerine öncelik verileceği konusunda seçim yapmaları gerekir. Üçüncüsü- "istediklerini sağlamak" yerine "elde etmelerini mümkün kılmaktan" söz edilmesidir. Bu da kalkınmanın insanlar için değil insanlar tarafından yapılacağını işaret etmektedir. Kalkınma- hükümetler ve resmî yardım kuruluşları tarafından- kurumlar- alt yapı- hizmetler ve destek konularındaki hükümleriyle koordine edilebilir fakat insanların kendileri tarafından elde edilir.”(ÖZLÜER - Fevzi- M  Kapitalizmin Yeniden Üretiminde Sivil Toplum Çevreciliği- http://cehav.org/uploads )

16           Türk modernleşmesinin en büyük eksiği insanı yok saymasıdır. Türkiye modernleşmenin merkezine kendi insanını oturtmalıdır. Toplumsal  potansiyelini harekete geçirmelidir. İnsana  nesne muamelesi yapmaktan vazgeçerek bütün toplum katmanlarını ortak bir ülkü etrafında buluşturmak mecburiyetindedir. Devleti yöneten bürokratik elit kadrolar İslam’la kavgayı bırakıp yeniden büyük buluşmayı gerçekleştirmelidir. İslam modernleşmeye mani değildir.  Türk modernleşmesinin meta fizik boyutu ihmal edilmiştir. Türkiye modernleşmesinin manevi yönünü güçlendirip gelişmesi  için çalışmalıdır.         Türkiye modernleşmek için insanına güvenmek zorundadır. İnsanına modern dünyanın kendi insanına sunduğu bütün hürriyetleri vermelidir hür düşüncenin önündeki engelleri kaldırmalıdır. Devlet milletiyle ebedi bir sözleşme üzerinde mutabakat sağlayıp ileriye doğru hamle yapmalıdır. Laiklik kavramının yeniden tanımlayıp özgürlüklerinin önü açılmalıdır. Hiç bir kimsenin inancından dolayı dışlanmasına imkan  vermeyen bir laik anlayışı geliştirilmelidir. Türk milleti çok az okumaktadır. Devlet ve sivil toplum kuruluşları okumayı teşvik edecek plan ve programlar hazırlayarak uygulamaya koymalıdır. Bir insan ne kadar çok kelime biliyorsa o kadar çok düşünme ve kavramlaştırma gücü artar. Türk modernleşmesi taklitçilik üzerine kurulmuştur batıdan bir takım kurum ve kuruluşlar transfer ederek modern olunmaz. Türkiye modernleşmesine öz kazandırmak zorundadır. İçeriği zenginleştirilmiş kabuk olmaktan arındırılmış bir modernleşmeye ihtiyacımız vardır. Türkiye her alanda ar!ge çalışmalarına her türlü desteği vererek ekonomik ve toplumsal modernleşmesini tamamlamalıdır. Kalkınmak ve modernleşmek için toplumsal bilinç oluşturmalı her insandan sürece azami katkı alınmalıdır. Üniversitelere ar!ge konusunda büyük destekler verilip sonuçları takip edilmelidir. Teknoloji ve inovasyon temelinde çalışmalar teşvik edilmelidir. Türk insanın seyahat edebilme imkanları artırılarak dünyayı gezip görerek bilgi tecrübesini artırması sağlanmalıdır. Nüfus artışını teşvik etmeli insani kalitemizi yükseltmeliyiz. Ahlaki gelişmeye önem vererek kuran ahlaki ile ahlaklanmalıyız. Bilgiye hem üreterek hem de  transfer ederek sahip olmalı ve aynı zamanda tabana yaymalıyız.  Ulusal entelektüel sermaye birikimine önem verilmelidir. “ Bir ülkenin gelişimi için en temel girdi entelektüel sermaye birikimidir. Çünkü düşünce eylemin temelidir. Kendi özgün düşüncelerini üretmeyen birey ve toplumlar ancak başkalarının tasarladığı gelecek için çalışmak durumunda kalırlar. Bu nedenle- ülkemizde gerek kamu sektöründe- gerekse özel sektörde özgün içerik- politika ve entelektüel gelişimi desteklemek ekonomik ve politik olarak dünya kaynaklarından daha etkin faydalanabilmemizin temelidir.”( ARGÜDEN- Yılmaz- “Milli Entelektüel Sermayeyi Geliştirmek”-  Dünya Gazetesi Haziran 12- 2009 http://www.arge.com/tr/makaleler/milli!entelektuel!sermayeyi!gelistirmek/ )

17       Türkiye modernleşme ve kalkınmada pilot alan ve sektörler belirleyerek özel ve ayrıcalık uygulamalarla bu alanda dünyada söz sahibi olabilir. Türkiye’nin modernleşmek için yenilenmeye ihtiyacı vardır. Bu yenilenme iman tazelemek şeklinde olmalıdır. Toplumsal gerilimi yükseltecek ileri doğru atılım yaptıracak olan inanç yenilenmesidir. “Türk milleti Türk ve İslam dünyasını hedeflerine alarak ve yeni bir medeniyet tasarımı ile ortaya atılmalıdır. Ancak hedefi büyütüp kutsallaştırmakla tecdit!i  iman edebiliriz.  O zaman pörsüyen heyecanlarımız yeni bir yüksek gerilime kavuşabilir. Türk dünyasının kültür birliği bu hamlenin başlangıç tabanı olarak düşünülmelidir.  Avrupa medeniyeti bütün imkanlarına rağmen- nihai noktada insanları mutlu edemediğini- adalet fikrini mayasına katamadığını görüyoruz. Biz bunu yapabiliriz ve tarihi tecrübemizden de yararlanarak bütün insanlığa yeni bir medeniyet tasarımı sunabiliriz.”(KÖSOĞLU- Nevzat- Türk dünyasında Yeni Bir Medeniyet Tasarımı- İstanbul- Nisan 2013 s23!24)

18  İnsanlığa ve memleketimize yeni medeniyeti şöyle formüle ederek sunabiliriz bireysel olarak “yaratılanı severiz yaratandan ötürü” devlet olarak ise “ insanı yaşat ’ki devlet yaşasın” şeklinde insan odaklı evrensel bir anlayışın temsilciliğini yapabiliriz. KAYNAKÇA ÇAHA- Ömer - “Türkiye’nin Siyasal Modernleşmesi” KÜÇÜKÖMER- İdris- “Batılılaşma & Düzenin Yabancılaşması”- İstanbul- profil yayıncılık- 4.baskı- 2013- s.175 FİDAN S.- KEMAL Ş. ve ÇELİK F.- “Osmanlı Modernleşmesinin Temel Olgularından Biri: Bürokrasi Osmanlı Modernleşmesinde Bürokrasinin Etkinliği ve Önemi”- Sosyal Bilimler Dergisi - mayıs 2013- sayı:23- s. 113!128 AKYOL- Taha-(2008)- “Türkiye’nin Modernleşme Serüveni”- Objektift.akyol@milliyet.com.tr    http://www.milliyet.com.tr/taha!akyol/!!kitap!1003220  TUNA- İkbal- (2007)- “Bir Kurtuluş Reçetesi: MODERNLEŞME”- http://www.derindusunce.org/2007/06/11/bir!kurtulus!recetesi!modernlesme/ AYTEKİN- Arif- “Osmanlı!Türk Modernleşmesinin Düşünsel- Ekonomik ve Bürokratik Kodları”- Sosyal Bilimler Dergisi- Aralık 2013- sayı:30- s. 313!329 PUSTU- Yusuf- Osmanlı!Türk Devlet Geleneğinde Modernleştirici Unsur Olarak Bürokratik Elitler- Gazi Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi- (2007)-s. 197 – 214 AYTEKİN- Arif-(2013)- Osmanlı!Türk Modernleşmesinin Düşünsel- Ekonomik ve Bürokratik Kodları- http://sablon.sdu.edu.tr/dergi/sosbilder/dosyalar/30/30_19.pdf HEPER- (1985:46) NİŞANCI- Ensar- “Neo!Patrimonyalizm Ve Türk Siyasal Modernleşmesi”- Doğuş Üniversitesi Dergisi (2002)- http://earsiv.dogus.edu.tr/jspui/bitstream/1/155/1/224.pdf   KILINÇ TOKER- Nilgün- İNSEL- Ahmet- “Düzen ve kalkınma Kıskacında Türkiye”- Çev: Ayşegül Sönmezay- Ayrıntı Yayınları (2006)- sayı:

12 TUNCAY- Mete- “İkna İnandırma Yerine Tecebbür (Zorlama)Makalesi” Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce- Kemalizm- Cilt :2 Çetin- (2001- s. 201)ŞENTÜRK İ.- TURAN S.- “Foucault’un İktidar Analizi Bağlamında Eğitim Yönetimine İlişkin Bir Değerlendirme” (2012)- Cilt: 18- Sayı: 2- s: 243!272      

13 NİŞANCI- Ensar- - “Neo!Patrimonyalizm Ve Türk Siyasal Modernleşmesi”- Doğuş Üniversitesi Dergisi (2002)-s:123!139- http://earsiv.dogus.edu.tr/jspui/bitstream/1/155/1/224.pdf

14.IŞIK- Mehmed- http://www.ayvakti.net/ayvakti!oyku/item/saatleri!ayarlama!enstituesu!modernlesme!ve!dogu!bati!cekismesi  

15.ÖZLÜER -Fevzi- Kapitalizmin Yeniden Üretiminde Sivil Toplum Çevreciliği- http://cehav.org/uploads  

16 ÖZLÜER -Fevzi- Kapitalizmin Yeniden Üretiminde Sivil Toplum Çevreciliği- http://cehav.org/uploads 17.ARGÜDEN- Yılmaz- Milli Entelektüel Sermayeyi Geliştirmek- Dünya Gazetesi- Aralık 2009 18.KÖSOĞLU- Nevzat- Türk dünyasında Yeni Bir Medeniyet Tasarımı- İstanbul- Nisan 2013 s22!23

 
Etiketler: MODERN, TÜRKİYE’NİN, NEYİ, EKSİK, HANGİ, YOLLARLA, , VE, NASIL, TELAFİ, EDİLEBİLİR?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı