enflasyonemeklilikiyi partiötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,5766
EURO
17,5491
ALTIN
972,12
BIST
2.541,22
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
25°C
İstanbul
25°C
Hafif Yağmurlu
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

Fehmi Koru: Basın yasası değiştirilmek isteniyor tamam da pekala önlem işe yarayacak mı bakalım?

Fehmi Koru* Elinde kendi yapıtı övünebileceği bir basın yasası bulunan ve onunla da medyayı belirlediği dar hudutlar içerisinde tutmayı …

22.06.2022 10:00
0
A+
A-

Fehmi Koru*

Elinde kendi yapıtı övünebileceği bir basın yasası bulunan ve onunla da medyayı belirlediği dar hudutlar içerisinde tutmayı mahkemeler eliyle sağlayabilen bir siyasi iktidar, durup dururken neden yasaya demokrasi tezli ülkelerde eşi gibi bulunmayan maddeler eklemeye kalkışır?

Gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

Aklıma gelen tek tük münasebetlerden biri, iktidarın muktedir olduğunu gösterme gayreti oluyor.

“Yapabiliyorum, öyleyse yaparım” demekten farksız bir teşebbüs bu.

MHP ile birlikte Meclis’ten istediği maddeyi geçirebileceği sayısal üstünlüğe sahip bugünkü iktidar istediğini yapabilecek durumda.

Eski devirlerden bu yana kaç iktidar geldi geçti, derhal her iktidar, yerini muhalefete terk etmesine beş kala, şimdikine aynı güç şovlarına başvurma ihtiyacı duydu;hepsinin gücünü ilk denediği bahis da basın yasası oldu.

Ne yapalım basının -basın mensuplarının- mukadderatı ülkemizde bu.

Dün gazetecilerin hareketlenme günüydü. Meslektaşlar Meclis’te görüşülmekte olan yasa teklifini protesto için sokaklardaydılar.

Boşuna gayret olduğunu bile bile.

İktidarın takdirine mazhar kalem erbabı sessiz. Geçmişte de motamot böyleydi. Bir kısım meslektaşlarına getirilmek istenen kısıtlamaları iktidarla içli dışlı olan kalemler görmezden gelir, bir şeyler söylemeleri gerektiğinde, “Ne yani, hakaret de yasaklanmasın mı?” münasebetlerle yapılmak istenene destek de çıkarlar.

Devran değişip iktidardan uzağa düştüklerinde, vaktiyle sessiz kaldıkları ya da destekledikleri yasal değişiklikler bu kere yeni duruma adapte olmakta zorlananlara karşı kullanılır.  

Halbuki hakaret ve tezyif çeşidi yanlışlıklarla ilgili maddeler mevcut maddede da bulunuyor.

Meclis’te görüşülmekte olan yeni teklif ise, hakaretler için herhangi bir yeni ölçü getirmiyor, direkt muhalif görüşlere alan bırakmayacak kısıtlamalar içeriyor. Yasa bu haliyle geçtiğinde, Türkiye, uluslararası ölçülere göre, medyası yasaklarla malul ülkeler statüsünde birkaç basamak daha alta inecek.

İktidarın başını ağrıtacak bir durum bu.

Medyası bağımsız olmayan, görüş açıklamalara kısıtlamalar getirilmiş ülkelerin ekonomileri de bu durumdan olumsuz etkilenir.

Şimdi olan bu aslında; yarın daha da berbatı beklenebilir.

Daha önce de aktardığımı sanıyorum, ama İngiliz devlet adamı Winston Churchill ile ilgili anekdotu bir kere daha hatırlatmamda hiçbir mahzur yok.

Churchill Almanya’nın sonradan ‘İkinci Dünya Savaşı’ ismi verilen saldırganlığına karşı en akla yatkın direnişi sergileyen devlet adamıydı. İkinci Dünya Savaşı’ndan müttefikler muzaffer çıktıysa, bu muvaffakiyetin en büyük hissesi, ABD’yi de savaşın içine çekerek gidişatı etkileyen Churchill’e aittir.

Savaş sonrasında yapılan ilk seçimde partisi iktidarı kaybetmişti Churchill’in…

Aktaracağım anekdot savaş yıllarına ait.

Başbakanlıktan çıkıp bir aktifliğe giderken aracının durakladığı bir noktada, adamın biri, Churchill’e doğru atak edip “Sen geri zekalının tekisin” diye bağırır.

Araç ilerler ama polisler derhal adamı yaka paça edip nezarethaneye götürürler.

Ertesi gün, muhalefet, Parlamento’da başbakanı sıkıştırır. Muhalefet milletvekillerinden biri, Churchill’e, “Sana karşı ileri geri konuştu, ‘geri zekalı’ dedi diye polisin vatandaşı yaka paça etmeye, mahpusa tıkmaya ne hakkı var?” sorusunu yöneltir.

İktidar sıralarından herhangi bir tepki gelmez.

Kendisine yanıt sırası geldiğinde, Churchill, o milletvekiline döner ve şu cümleyi sarf eder: “Sayın vekilin argümanını düzeltmek zorundayım. Polis vatandaşı bana hakaret ettiğinden değil, bir devlet sırrını fâş ettiğinden gözaltına aldı.”

Meclis kahkahalara boğulur.

Onların mevzuyu görüştüğü sırada başbakana “Geri zekalı” diyen kişi de salıverilmiştir zaten…

Bu olayın 1940’ların başlarında ve Avrupa ile birlikte İngiltere de savaştayken geçtiğini unutmamak gerekiyor.

2022 yılındayız ve çok şükür ülkemiz savaş durumunda değil; lakin yazdıkları ya da söyledikleri siyasilere dokunduğu için genç-yaşlı insanların başlarına işler açılabiliyor.

Anayasal haklarını kullanan ve yanlış gördükleri uygulamaları protesto eden gençler kendilerini gözaltında bulabiliyor.

Sosyal medya üzerinden kimi uygulamalara yansılarını yansıtan şahıslar yasa duvarına çarptırılabiliyor.

Evet, bütün bunlar, ülkemizde şu anda olabiliyor.

Hem de mevcut maddelerle olabiliyor.

Üstelik medyanın büyük kısmı -hatta tamamına yakını- iktidara sempatiyle bakılan bir yapıda…

O halde neden kısıtlamaları biraz daha sıkılaştırma ihtiyacı duyuluyor?

Neden medyanın o büyük kısmının dışında kalan küçücük bir kısmına bile tahammül edilemediği manzarası yaratılabiliyor?

Ben anlamakta zorlanıyorum.

Sebep aradığımda, “Yapabiliyorum, o halde yaparım” dışında bir de kritik görülen bir seçime doğru gidilirken tenkitlerin imkansız hale getirilmesi niyeti aklıma geliyor.

Geçmişte işe yaramayan formül tahminen şu anda çalışır diye düşünülüyor olmalı.

Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944), bir şiirinde, “Unutma ki, şairleri haykırmayan bir millet / Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir” ve “Susarsam sen matem et” diyor.

[İlk mısradaki ‘şairleri’ günümüz için ‘eli kalem tutanlar’ olarak yorumlayabiliriz.]

O “Unutma” demişunutuluyor işte.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.